OYUN

Oyunun eğitimdeki en önemli değerleri çocuklara ilgi çekici olması, onların dikkatini çekerek zevk ve eğlence içinde olması ve çocukların kendilerini geliştirmeye katkısının bulunmasıdır. Antrenör için ise oyun, çocuğun en iyi tanınacağı bir laboratuardır.
            Oyunda tüm baskılardan uzak, çocuğun gerçek kişiliğini diğer kişilik nitelikleri ile gözleme fırsatı buluruz. Oyunu diğer çalışmalardan ayıran özellik, iş olsun diye yapılmasıdır. Ancak oyun binlerce psikomotor, bilişsel ve duygusal yeteneklerin geliştirilebildiği bir ortam olması bakımından da çocuklar için çok yararlı bulunmaktadır. Ayrıca davranışın tüm yönleri üzerindeki potansiyel etkisinden ve çocukların verdiği önemden dolayı oyun etkili bir öğrenme ortamıdır.
            Oyun genellikle istenilen ve zevkli bir şeydir. Ancak oyunun GALAMBOS tarafından yapılan tanımında oyun: çocukların çevrelerindeki insanlarla ve nesnelerle meşgul oldukları doğrudan ve spontan bir aktivite olduğu şeklinde bir ifade vardır. Galambos, oyunun hayali ve genelde aktif bir uygulama olduğu, oyun sırasında çocukların tüm duygularını, ellerini ve tüm vücutlarını kullandığını belirtir. Oyun ciddi bir iştir. Oyunun eğitsel değerini sağlayan öğe de bu ciddiyettir. Oyun çocukların çevrelerindeki dünyayı araştırma ve anlama yoludur, oyunda çocuklar dünya ile başkalarıyla ve kendileri ile etkileşimler ve ilişkiler kurarlar. Yeni becerileri kazanmayı, kendilerine güven duymayı keşfederler, disiplin, takım morali, fedakârlık gibi kavramları geliştirirler. Hayat olayları hakkında deneyim kazanırlar.
ÇOCUK ve SPOR
Çocuklarda spor ve Önemi
Spor, yalnızca sağlık ve gelişme için değil, aynı zamanda şahsiyet gelişimleriyle mental sağlıkları açısından da önemlidir. Spor yapan çocuklar kişisel deneyimlerini, yaratıcılıklarını geliştirir ve sorumluluk duygusu kazanırlar. Yardımlaşma ve iş birliği yapma, arkadaşlarına ve oyun kurallarına saygı gösterme gibi sosyal davranışları da kazanarak olumlu bir benlik gelişimi sağlarlar.
            Çocukların zevk ve eğlence ile yapmaları gereken spor uygulamalarının yerini genellikle aşırı yüklemeli, stresli, ne olursa olsun kazanma arzusu ile yaptırılan ve büyükler tarafından organize edilen ve antrenörlerin yarışması şekline dönüşmüştür. Avrupa konseyi, çocukların spora başlatılması konusunda eğer çocuğun üzerinde akut ya da kronik zararlar bırakmayacağından emin olunmuyorsa, o spor dalına başlanmasının tavsiye edilmeyeceği görüşünü ileri sürmektedir.
            Aslında çocuğun spor yapmasındaki esas amaç; onlardaki kardiyovasküler dayanıklılığı artırma, sinir-kas koordinasyonunu, kuvveti, esnekliği geliştirmek olmalıdır.
            Gelecekte toplumda sorumluluklar yüklenecek yetişkinlerin iyi alışkanlıklar edinmesine gerek bireyler arası gerek toplumlar arası ilişkilerin kurulmasında ve devam ettirilmesinde çocukluktan başlayan sporun büyük bir önemi vardır.

 
Yrd. Doç. Dr. Hamit CİHAN 2007 ©. Email: info@antrenmanbilimleri.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri - E-Akademisyen Paketi ® - E-Akademisyen ™
Kapat
Kapat
Kapat