Türkiye'de Futbolun Gelişimi




Türklerde futbol geçmişi eskilere dayanan bir spor disiplinidir. Ayakla oynanan bir top oyununun ilk kez Sümer Türklerinde oynandığı ileri sürülmektedir. Çinli yazar HUAN’ın “La TARTARİA’’adlı eserinde Orta Asya Türklerinin bu günün futboluna benzer bir oyunu tapınakların avlularında kızlı erkekli oynandığından bahsetmektedir. Bu eserde büyük tapınakların avlularında sık sık ayak müsabakaları yapıldığını, oyun içinde topa el ile dokunulmadığını, ya ayak ya da baş ile vurulduğunu, amacın ise topu rakip kaleye atmak olduğunu belirtmiştir.
 
Türk düşünürü Kaşgarlı Mahmud’un 1072 – 1074 tarihleri arasında yazdığı “Divan-ı Lügat-i Türk’’ eserinde eski türk boylarının Orta Asya’da “Tepük’’ adıyla bir tür ayak topu oyununundan bahsedilmektedir. Bu isim Türkçede “Tepmek’’ anlamına gelmektedir. Bu oyunda bulunan elle oynamanın yasak olması, karşılıklı olarak dikilen kalelerden topun geçirilmesi, faullü hareketlerin tespit edilmesi ve topun, oyun alanının dışına çıkmaması gerektiği gibi kurallarının günümüz futbol oyunu kurallarına oldukça benzer olduğu görülmektedir. Ayrıca Çinli yazar Song WEN’e göre, Türklerin Orta Asya’da bulunan ve “KIVIŞLA’’ denilen yerde üç gün üç gece süren şenliklerini seyrederken top oyunları oynadıklarından bahsetmiştir. Tepük oyununun Türk imparatoru Timurlenk devrinde de Türkler arasında oynandığı “Tarih-i Timur’’ adlı eserde de yazılmıştır. Adı geçen eserde, Timur döneminde Türklerin içi hava doldurulmuş kuzu derisinden yapılmış bir topu ayakla oynadıklarından söz edilmektedir. Bu eserde, topa el değdirmenin ve çizgiden çıkarmanın yasak olduğu yazılmaktadır. Ayrıca Seyit Ali EKBER’in 463 yıl önce yazdığı “HIYANETNAME’’ adlı eserinde el kullanmadan ayaklar ile vurularak oynadıkları Tepük isimli top oyununun Türklerin en eski sporlarından olduğundan bahsedilmektedir.
 
Modern futbol oyununun Türkler arasında yayılması ise Tepük oyununun tersine biraz zaman almıştır. Bunun en önemli nedeni ise Osmanlı İmparatorluğunun idari ve sosyal yapısıdır. Bu yapıya göre gençlerin bir araya gelerek dernek faaliyetlerinde bulunmaları engellenmiştir. Bu nedenle Türkiye tarihinde futbolu ilk oynayanlar ve ilk kulüpleri kuranlar yabancılar ve gayri Müslimlerdir. Modern futbolun İngiltere'den çıkarak yayılması sırasında tütün ve pamuk ticareti ile uğraşarak 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğuna gelip, belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler tarafından Türkiye’ye futbol getirilmiştir.
 
İstanbul, İzmir ve Selanik futbol oyununun oynandığı ilk üç şehir olmuştur. Buralarda İngilizler futbol oynarken Rumlar da onlara katılmış ve hem futbol oynayanlar da hem de takımlar da önemli artışlar meydana gelmiştir. 1875 yılında Selanik’te 1877 yılında ise İzmir’de futbol oyunu hafta tatillerinin ve yaz akşamlarının en büyük eğlencesi haline dönüşmüştür. Futbola hemen sevdalanan bazı Türk gençleri ise yabancı komşularından gördükleri kadar, hiçbir kurala tabi olmadan çayır kenarlarında futbol oynamaya başlamıştır. Bu gençler “Block Stocking’’ (Siyah Çoraplar) adındaki ilk Türk futbol takımını oluşturmuş ve ilk maçını 26 Ekim 1901 yılında Rum takımına karşı oynamıştır.
 
İzmir'de ilk futbol kulübü 1894 yılında İngilizler tarafından kurulmuş ve "Football Club Smyrna" adını almıştır.İstanbul'da futbol oynanmaya başlanması ise İzmir’den İstanbul’a göç eden İngilizlerin 1895 yılında Kadıköy ve Moda’da futbol oynamaya başlamaları ile gerçekleşmiştir. İstanbul’daki Rumlarda futbola merak salmışlar ve çok büyük bir hızla futbol oyunu İstanbul’da yayılmıştır. 1897, 1898, 1899, 1904 yıllarında İzmir karması ve İstanbul karması 4 maç oynamış ve bütün maçları İzmir karması kazanmıştır. Selanik’te ise 1890 yılında İngiliz, Rum ve İtalyan gençleri arasında büyük bir futbol rekabeti başlamıştır. 1891 yılında ‘’Cycling Clup’’ kurulmuş ve atletizm, bisiklet ve futbol alanında önemli faaliyetler gösterilmiştir. Bu kulübün ilk sporcuları arasında bir Türk olan kemal (İren) bey de bulunmaktadır. 1896 yılında ise “Sporting Club’’ kurularak rekabet ortamına geçilmiştir.
 
İkinci meşrutiyetten önce İzmir ve istanbul’da futbolu yabancılar oynarken, Türklere futbol oynamak yasaklanmıştır. Türkiyede spor yapmanın hem padişah yönetiminin hem de muhafazakar kesimin tutumu nedeniyle hemen hemen imkansız olmasından dolayı Türk gençleri bu oyunu yabancı takma adlar altında oynamışlardır. Bu gençlerden “Boby’’ takma isim adı altında İngiliz takımlarında top oynayan Fuat Hüsnü KAYACAN ilk Türk futbolcusu olarak tarihe geçmiştir.
 
Futbol faaliyetlerinin ülkede giderek artması sonucunda kamuoyu ve II. Abdülhamit yönetimince de futbolun hoş karşılanmaya başlanması sonucu futbol ile ilgili gelişmelerin yasal platforma oturturması 1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte olmuştur. Dernek kurma izninin çıkması Türk kulüplerinin kurulmasına neden olmuştur. 1905 yılında kurulan ilk Türk kulubü Galatasaray ise İstanbul Futbol Ligine katılan ilk Türk kulübü olmuştur. Daha sonra 1907 yılında Fenerbahçe, 1908 yılında Beykoz ve Vefa Kulüpleri izlemiştir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü ise 1910 yılında futbolu da etkinliklerine katarak Türk futboluna katkılar sağlamıştır.
 
Savaş ve işgal yıllarında, işgal kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yapılan maçlarda, türk kulüplerinin kazandıkları galibiyetler, futbolu bir milli dava haline getirmiş ve milletin kırılmış olan gururunu okşamıştır. İşte bu nedenle futbol çok kolay bir şekilde ülkemizde geniş kitleler tarafından sevilmiş ve işgal kuvvetlerine karşı elde edilen galibiyetler sayesinde milletin gönlünde unutulmaz yerler işgal etmiştir. Türkiyede bu dönemden sonra hızla gelişmeye başlayan futbol, halk için o günlerde teşkil ettiği önemini günümüzde de halen devam ettirmektedir.
 
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1920 yılında faaliyete geçmesiyle birlikte Türk Sporu ve Türk Futbolu için önemli adımlar atılmıştır. 1923 yılında Yusuf ziya ÖNİŞ başkanlığında ilk spor teşkilatı Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ve buna bağlı olarak Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kurulmuştur. 21 Mayıs 1923 yılında Türkiye Futbol Federasyonu FİFA’ya (Milletlerarası Futbol Federasyonu) kabul edilmiş ve Türkiye bu alandaki 26. üye olarak yerini almıştır. Cumhuriyetin ilanından üç gün önce, 26 Ekim 1923 yılında FİFA üyesi olan Türk Milli Futbol Takımı, İstanbul’da ilk maçını Romanya ile oynamış ve maç 2-2 sonuçlanmıştır. Aynı yıl ilk resmi lig maçlarının düzenlenmesine de başlanmıştır. Ayrıca 1924 yılında Paris Olimpiyatlarında Çekoslovakya ile oynanan maç Milli Takımın yurt dışındaki ilk milli maçı olarak kayıtlara geçilmiştir.
 
1951 yılında profesyonelliğin kabulü ile Türk futbolunda yeni bir dönem başlamıştır. O tarihten bu yana futbol, bir meslek dalı olarak da toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Türk Milli Takımı’nın 1954 yılında İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupası’na ilk kez katılmıştır. Ayrıca 1954 yılında Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) kurulmasından sonra Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak kabul edilme mücadelesi vermiş ve bu isteği FİFA tarafından 10 Şubat 1962’de alınan karar ile Türkiye’nin tam üye olduğunu duyurmuştur. O tarihten beri Türk Futbol Federasyonu, UEFA’nın 34 üyesinden biri olarak her türlü organizasyona katılmaktadır. 1962-1963 Yıllarından itibaren Türkiye Futbol Federasyonu tarafından Türkiye Kupası maçları organize edilmiştir.
 
Daha sonraki yıllardaki gelişmelere baktığımızda, Türk Milli Takımı ve Türk kulüplerinin, dünya çapında çok az başarıları olmuştur. Bu nedenle Türkiye uzun zaman boyunca dünya sıralama listelerinin alt kademelerinde yer almıştır. Ancak 90’lı yıllardan sonra Türk futbolu gelişmeye başlamıştır. Politik ve ekonomik şartların düzelmesiyle birlikte Türkiye ve Türk futbolu her geçen gün daha da iyiye gitmeye başlamıştır.
 
1992 yılında Türkiye Futbol Federasyonu, 3813 sayılı yasanın kabul edilmesi ile birlikte futbol faaliyetlerini milli ve uluslararası kurallara göre yürütme, teşkilatlandırma, geliştirme ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip, özerk bir yapıya kavuşmuştur.
 
U-16 ve U-18 Genç Milli Takımlarımız Avrupa Gençler Şampiyonasında, Ümit Milli Takımımız ise Akdeniz Şampiyonalarında şampiyon olmuş ve çok önemli dereceler elde etmiştir. A Milli Takımımıza baktığımızda ise Avrupa Şampiyonası finallerine ilk olarak 1996 yılında katılmıştır. 2002 dünya kupası finallerine katılmaya hak kazanan milli takımımız yarı finale kadar dünya devleri ile mücadele ederek dünyanın en iyi 4 takımından biri olduğunu herkeze kanıtlamakla kalmamış, Güney Kore ile yapmış olduğu üçüncülük mücadelesini de kazanarak dünyanın üçüncü büyük takımı ünvanını kazanarak bronz madalya kazanmıştır.
 
 
 
 
 
KAYNAKLAR
 
FERAH, Atilla : “ Futbol Eğitim Öğretim ’’, Nehir Matbaası, Ankara, 2000.
 
İNAL, N. Ali : Futbol’da Eğitim Öğretim, 2. Baskı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2004.
 
KARATOSUN, Hilmi : “ Futbol Fizyolojik Temeller ‘’, Kokla Matbaası, Ankara, 1993.
 
URARTU, Ümit : Futbol Teknik Taktik Kondisyon, 4. Baskı, İnkilap Kitapevi Yayın Sanayi ve Tic A.Ş, İstanbul, 1994.
 

 
Yrd. Doç. Dr. Hamit CİHAN 2007 ©. Email: info@antrenmanbilimleri.com
Powered By Gülnet İnternet Hizmetleri - E-Akademisyen Paketi ® - E-Akademisyen ™
Kapat
Kapat
Kapat